25 Mart 2020 Çarşamba 17:01
İYİ Partili Dervişoğlu: İnfaz düzenlemesinde tavrımız tavizsiz ve nettir!

İYİ Parti Grup Başkanvekili Dursun Müsavat Dervişoğlu,  Meclis'te düzenlediği basın toplantısında, Türkiye'nin sıkıntılı bir süreçten geçtiğini belirterek önemli açıklamalarda bulundu.

Dervişoğlu'nun açıklamaları şu şekilde:

Ülkemiz sıkıntılı bir süreçten geçiyor.
Önümüzdeki günlerde daha ağır bir tabloyla karşı karşıya kalmamak için, tüm vatandaşlarımızın, uzmanların uyarı ve tavsiyelerine kulak vererek, bu mücadeleye destek vereceklerine inanıyoruz.
Dünyayı saran Covid-19 salgınıyla mücadeleye dair değerlendirme ve önerilerimizi birazdan ayrıntılı olarak paylaşacağım.
Öncesindeyse, yüce meclisimizin çalışmalarını yürüttüğü infaz yasa taslağıyla ilgili görüşlerimizi paylaşmak isterim.
Öncelikle, şartların dayatmasıyla, yaşam hakkını da dikkate alan bu çalışmaya İYİ Parti olarak olumsuz yaklaşmıyoruz.
Daha önce dillendirilip rafa kaldırılmış olan bu taslağın, cezaevlerindeki vatandaşlarımız ve aileleri arasında bir umut yarattığının da farkındayız. Bu umudun, siyasi kaygılarla sömürülemeyecek kadar insani bir duygu olduğu kanaatindeyiz.
İktidar partisi ile yasa taslağı hakkındaki ilk görüşmemizi gerçekleştirdik. Gerekli bilgileri edindik. Konuyu partimizin yetkili organlarında değerlendirip, önerilerimizi de bir sonraki toplantıda aktaracağız.
Bilindiği gibi İnfaz Yasası değişikliği ile ilgili ilk öneri 22.09.2019 tarihinde MHP tarafından gündeme getirilmiş, FETÖ’cü hakim ve savcılarca yapılan soruşturma ve yargılamaların adaletsizliği gerekçe gösterilmişti.
Böyle bir durumda infaz indirimine gitmek yerine, yapılan haksız ve adaletsiz yargılamaların sonuçlarını ortadan kaldırabilmek ve konunun esastan ele alınmasını sağlamak adına “Yargılanmanın Yenilenmesi” yolunun tercih edilmesinin daha doğru olacağını dile getirmiştik.
Mahkemelerin yoğunluğu ve yeterli sayıda hakim ve savcının bulunmadığından bahisle, adalet mekanizmalarındaki zafiyetin kötü sonuçlarının vatandaşın sırtına yüklenmesi kabul edebileceğimiz bir durum değildir.
Soruşturma ve Yargılama aşamasındaki özensizlik, tutuklamanın tedbir değil cezalandırma aracı olarak kullanılması, uzun tutukluluk süreleri, iddianame hazırlama süresi konusunda savcıların serbestliği, hakim/savcıların eylem ve kararlarından dolayı sorumsuzlukları gibi sıralanabilecek birçok husus sorunun temelini teşkil etmektedir.
Sorunun temeline inerek düzeltmek yerine infaz indirimi ile sonuçlarını ötelemek bir iktidar pratiği haline gelmiştir.
Anayasa ile güvence altına alınmış olan “Adil Yargılanma Hakkı” önceleri FETÖ, sonra melez bir zihniyet, şimdilerde ise saray rejiminin talep ve arzularına hizmet ettirilmeye çalışılmaktadır.
Palyatif tedbirlerin kolaycılığına kaçmak yerine meseleye daha toptancı bir bakışla yaklaşmamız, daha köktenci ve kalıcı çözümler ortaya koymamız gerekmektedir.
Bugünün şartlarında; hükümlüler, tutuklular ve onların ailelerinin, hükumetin yanlış uygulamalarından kaynaklı maddi ve manevi mağduriyetlerine gönlümüz razı değildir.
Ancak bu durum, bu zamana kadar savunageldiğimiz doğrulardan vazgeçeceğimiz anlamına da gelmez.
Getirilen İnfaz Yasası düzenlemesinde;
Terör,Türklüğe ve Atatürk’e hakaret, kadına şiddet, kadın ve çocuklara karşı işlenen cinsel suçlar, cinayet, teröre finans temin eden zehir tacirliği ve her türlü kaçakçılık, organize suç örgütleri, toplumun kanını emen rüşvet, irtikap ve yolsuzluk, kişi ve zümrelere geçmişe ve geleceğe yönelik cezai muafiyetler oluşturacak düzenlemelere karşı duruşumuz tavizsiz ve nettir.
Bütün bu görüşlerimizi iktidar partileriyle karşılıklı olarak müzakere edecek sonuçlarını da kamuoyu ile paylaşacağız.

Değerli basın mensupları;
Bugünlerde dünyanın ve özelde de ülkemizin-milletimizin verdiği mücadele, yaşam hakkının kutsiyetinin bir gereğidir.
Covid-19 virüsüyle ilgili, ilk günden bu yana tüm yetkilileri uyardık ve gerekli önlemlere dair verebileceğimiz her tür katkıyı vermeye hazır olduğumuzu ilan ettik.
Nitekim, İYİ Partililer olarak da, bu mücadelede hem toplu hem de kişisel olarak sorumluluğumuzun gereğini yerine getirmeye gayret sarf ediyoruz.
Bu ülkenin evlatları olarak, Covid-19’le mücadeleyi, bir milli mücadele olarak görüyor ve iktidarın her adımını dikkatle izliyoruz.
Sayın Genel Başkanımız, 20 Mart’ta yaptığı basın açıklamasında da, Türkiye’yi yönetenlere öneri ve tavsiyelerimizi açıkça anlattı.
Bu çerçevede, Genel Başkanımızın, kamunun yanında tüm özel tüm hastanelerin de Covid-19 ile mücadeleye açılması noktasındaki önerisinin kabulü, Türkiye’ye bu alanda önemli bir mesafe aldırdı..
Yine hayatları pahasına mücadele eden sağlık çalışanlarımıza prim ödenmesi talebi de iktidar tarafından kabul gördü..
Sayın Cumhurbaşkanı’nın açıkladığı ekonomik paketteki eksiklerden biri de, çalışanlara nakdi kaynak ve destekti. Sayın Genel Başkanımızın bu noktadaki önerilerinden bir kısmının da hayata geçirileceği sözleri bizi memnun etmiştir.
Bunları neden hatırlattım.
Üzülerek görüyoruz ki, bu mücadeleyle ilgili basın toplantıları dışında ciddi bir hazırlık yapılmamış.
Üç aydır dünyayı sarsan bu salgına dair, sayın Sağlık Bakanı’nın basın açıklamaları 2 ay önce başladı.
Ve her toplantıda, Türkiye’nin gerekli önlemleri aldığı, hazırlıklarını tamamladığı söylendi.
Sağlık Bakanı’nın iyi niyetini ve kişisel çabasını ayrı tutarak ifade etmek isterim ki;
Her önlemi aldığı söylenen Türkiye, en can alıcı ürün olan “Tanı kitlerini” salgın tüm ülkeye yayıldıktan sonra, Çin’den getirdi.
Bu nasıl hazırlıktır ki, salgının önüne geçebilmenin en önemli araçlarından olan tanı kiti, virüs ülke sathına yayıldıktan sonra sipariş edildi.
Tüm önlemleri aldığını iddia eden hükümetin, 26 bin vatandaşımızın, tehlikeli bir bölgeye, Umre’ye gidişine izin vermiş olması başlı başına bir tartışma konusuyken, Türkiye’yi dönen vatandaşlarımızın yalnızca 9 bin küsurunu karantina almış olması da ayrı bir tartışma konusudur.
Sağlık Bakanı’nın, önceki akşam yaptığı açıklamada, “Maalesef virüs artık Türkiye geneline yayıldı” itirafında, tedbirlerde eksik kalınmasının hiç mi payı yoktur?
Bu gerçek ve tanı kiti sayısının azlığı ortada dururken, iktidarın, medyası üzerinden, tüm suçu Zeytinburnu’nda halay çekenlerin, Pazar günü sahile çıkanların üzerine yıkma çabası, en hafif tabiriyle siyasi kurnazlıktır.
Bu günler, siyasi hesapların rafa kaldırılması, gerçekle yüzleşilmesi gereken günlerdir.
Elbette uzmanların tavsiyelerine uymayan vatandaşlarımızla ilgili gerekli adımları atalım.
Ancak, bazı vatandaşlarımızın sorumsuzluklarını, ülkeyi yönetenlerin sorumsuzluklarını perdelemek için kullanmayalım.
Bu virüsün Türkiye’ye geç girmesi, bizim için büyük avantajdı..
Bütün mesele bu avantajı, tüm önlemleri alıp, malzemeleri hazırlayıp, gerekli kadroları organize ederek, daha büyük bir avantaja çevirmekti. İşte iktidar bunu beceremedi.
Sağlık Bakanı ve diğer Bakanların, kameralar önünde, hızlı önlemler aldıklarını ve bu sürati sağlayanın da Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi olduğunu söyledikleri basın toplantıları, bugünkü tablodan anlıyoruz ki, basit ve sorumsuz bir piar çalışmasıymış.
Bilim Kurulu üyesi hocalarımızından bazılarının, “Halk uyarıları dinlemedi ve virüs Türkiye’ye yayıldı” şeklindeki kolaycılığı, maalesef, koca bir ülkeyi iki aydır oyaladığı anlaşılan hükümetin sorumluluğunu perdelemekten başka bir şey değildir.
Devlet, bu kadar hayati bir konuda devletliğini gösterir ve vatandaşlarının can sağlığı için gerektiğinde en sert tedbirleri alır.
Siyasi saiklerle hareket edilmediyse, virüs taşıyanların ülke geneline yayılmaması için gerekli önlemleri almak, devletin birinci görevidir.
Bazı vatandaşlarımızın kurallara uymayışı, bu salgının büyümesine gerekçe yapılamaz.
O yüzden;
Gece yarıları yapılan rakam açıklamalarından öte, ülkeyi yönetenleri daha ciddi davranmaya, en az virüsün kendisi kadar ciddi olmaya davet ediyoruz.
Bu bir bilgisayar oyunu değil…
Bir şaka hiç değil…
Türk devletini yönetenler, Türk vatandaşlarının canını korumak için, milletin verdiği yetkiyi ve gücü bir an önce kullanmalıdır…
Her ne kadar;
Bu krize dair önlemler başlıklı basın toplantısında, meseleyi patronların borç ve kredilerini yapılandırma olarak algılayan bir Cumhurbaşkanı olsa da, devlet ve tüm kurumları, artık daha ciddi, vatandaşın sorun ve sağlığını önceleyen bir tavrı sergilemelidir.
Virüs ülkemize geç geldi.
Bu bir avantajdı.
Bu avantajı kullanamadık.
Bari ağırlaşan tabloya fren yapabilecek adımları hızlıca atalım.
Yarın karşılaşacağımız tablodan sonra, bunu yapmayanları ne tarih ne de milletimiz affetmeyecektir.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.